Mesut Yekta

Kitap Adı : Yalınayak Umutların Ülkesi Yazar : Mesut Yekta Yayınevi : GÜNDÜZ KİTABEVİ YAYINLARI

Seni acılarıma gömdüm

seni acılarıma gömdüm
acılarımı da gömüleceğim topraklara.
ne zaman bir yanım acısa hafiften
üçünüzü hatırlarım elimde olmadan
seni, acılarımı , birde toprağı

seni acılarıma gömdüm
acılarımı da yeşereceğin topraklara
çünkü sen çiçek açmalıydın
asılacağım ağacın dallarında
bense beklemeliydim sabırla
durmadan alnımın çatından ...

hayat ve ölüm

hayat bir ölümdür, ölüm yaşamak
heybetli mezarlar sadece kapı
aradan geçince kısa bir firak
yine açılacak yeni bir kapı

hayat temiz kardır daĝ doruĝunda
zaman güneş olup eritir onu
ve temizdir her çocuk doĝduĝunda
karartırlar zamanla soluĝunu

sevgi buram buram kokan bir zambak
bir ab-ı hayattır susamışlara
ve herkese sinesini açarak
hayat olmak ...

yasak

sen gülerken bile
ağlayan bir tarafın oluyor daima
oysa gülmek yakışıyordu sana
yoksa doğduğun topraklarda
gülmek yasak mı

gözlerinde bir mumun
son saniyeleri kadar ışık var
dadanmış kokusu açlığın
nefesine
yazılı yıllık tarihin
açlığından doyuyor bü...

girdap

ansızın bir girdap sardı beni
çekti hüznün derinliklerine
gölgemi aldı bulutlar
kimsesiz kaldım

umutlarım buram buram kokarken
infilak etti çiçeklerim
topraĝa gömüldü arzularım
bir yalnızlık sireni çaldı
hep sessiz kaldım

uzaklara düĝümlendi gözlerim
bir güvercinin gelişini görmek istedim
güneşin kızıllaştıĝı yerden
gelen olmadı kargadan başka
habersi...

hüzün mevsimi

topraktan değil, hüzünden yaratıldık
gözlerimizde salkım salkım gözyaşı
hangi beden gülücük giysek uymuyor
hergün kendini büyütüyor yalnızlık
her sabah mahzun bir güneş doğuyor
ışıkları tenimizde hüzne dönüşüyor
ve akşam kızıllığını beklemekle geçiyor ömür

elimizde alışveriş filesi
ucuz hüzünler ...

yarınlar diyaloğu

-- dün çocuklar söyledi, bey!
yarınları yokmuş onların
yarınsızlarmış
yarın sızlarmış onların da yüreĝi
hüzün düştü kalplerine, bakışları kırık
aĝıt yakıyorlar durmadan yarınlarına
geçerken soruversen biryerlerden
pahalı birşey olmasa gerek

bahar zamanı

ey sineme mermi yaĝdıran tüfekler
biliyorum öfkeniz sineme deĝil
sizi kusturan, tetiĝe basan eldir
ama bu benim derdime çare deĝil

kaderime bakıp aĝlayan bulutlar
bozkırımı yeşertmez gözyaşlarınız
susuzluktan bir bir kuruyor umutlar
hüzün yeter, nerde kaldı feryadınız

gülistanımın güllerini çalmışlar
kör dikenlerle döşemişler ...

daha yaşken

daha yaşken aldım elime kalemi
yazıyorum, yazılacak ne varsa
ve tanımaya başladım alemi
görecek çok şey var, ömürse kısa

yüklendim yükünü aĝır hayatın
taşıdım bunca yıl hiç bıkmayarak
gemleri elimde benim kır at&#...

yollarda

kopmuştur gayrı zinciri
yolumu kesen setlerin
bir sonbahar günüdür
her taraf yaĝmur, çamur
yalancı dostlara veda etmeden
valizime doldurduĝum buruklukla
yollara çıkıyorum, çetin yollara

maceradır bu, ölümle burun buruna
kaç ülke geçiyorum, kaç daĝ, kaç deniz
havadan, karadan, sudan
ömrümün en uzun yolu
kısalıyor ömrümle beraber

atsız süvari

sahralar bende koparır fırtınalarını
kızgın kumlar ayaklarımda yaşar
tabanlarımda hisseder sıcaklıĝını
ve hergün yürürüm ben sahralarda
azıĝım tecrübem ve mataramda umutlarımla
giderim güneşin ülkesine
rahvan atlarım yok benim
hoyrat süvarilerin arasında
atsız bir süvariyim

puslu vakitlerin yörüngesinde
paslı gölgeler at sürer, cirit oynar
ci...

Syndicate content