6666
56, Ankara
ZüricherinZüric...
19, ZÜRICH
şehribanşehriban
18, Van
Seyfi KaracaSeyfi ...
45, Bad walds
Gonca GÜLGonca GÜL
24, Kayseri
mahmutcantekinmahmut...
, ADIYAMAN/
idriscaglaridrisc...
, Elazığ
nesimseknesimsek
49, Ankara

Mesut Yekta

Kitap Adı : Yalınayak Umutların Ülkesi Yazar : Mesut Yekta Yayınevi : GÜNDÜZ KİTABEVİ YAYINLARI

karanlık korkusu

bir okyanus, bir deniz
akıyor gönül nehirlerimden
iklimlerime gül diktim
bir soluk istiyorum umuttan
ve asırlık esaretimden azad olmayı bekliyorum
hasretimi iliştirip ucuna kalemimin
bir mektup yazıyorum güneşe

gönder ışıklarını kuytularına ülkemin
aydınlanmamış tek bir ev,
tek bir köşe kalma...

Akşam Iniyor Şehre

akşam iniyor şehre
bir çift ayak yürüyor
adını kaldırımlara
kazıyarak

akşam iniyor şehre
zebaniler dadanıyor geceme
cehennem azabını
dünyada tattırarak

akşam iniyor şehre
yine elimde bavul
omuzumda ceketim
bir tren kalkıyor yüreğimden
ruhumu acıtarak

gel artık

kaç yıldır hep yollarını gözledim
beni çok bekletme gayrı gel artık
ah bir bilsen seni ne çok özledim
özletme kendini fazla gel artık

kasapvari

akın ediyordu yığın yığın et
kasabada mekan kurmuş kasaba
ruhu yoktu etlerin
ayrılmıştı kelle vucuttan
üstlerinde sağlıklı damgasıyla
en tazeleri etlerin
çengele takılıpta sıra sıra...

bebek 1

kimbilir kaç bebek
uyuttun kucaĝında
kaç gözü kapattın
ninniler okuyarak
ama uyutamazsın beni
öyle bir çırpıda
kimi ninniler
bebeĝi uyanık tutar

kayıp

katran karası gözlerin vardı
bakınca insanın içini ısıtan
saçların yakamozlanırdı
sen sendin daha o zamanlar
henüz kaybetmemiştin benliğini
bende daha seni...

seni kaybettiğimden beri
kayıp ilanları düşüyorum durm...

Ateş Çemberi

kuru bir ağaç gölgesi olur
düşerim suya
yukarda ay
gecenin bir yarısı
yarım kalan bir şarkı
tadsızlığında herşey
ateş benden
rüzgar senden
ey hayat
gürleştir dörtyanımı
saran ateş çemberini
daha iyi anlıyorum şimdi
ateş çemberinde
kendini sokan
akrebin çaresizliğini

bebek 2

bu ağzımdaki plastikte ne
durmadan emdirdikleri
neden sallıyorlar beşiğimi
bu kadar gayret niçin
e e´li mırıltılar
sahte gülüşler neden
anladım
bunlar beni uyutuyorlar

lala

hani acılarımız vardı ya
bedenimizden bir parça gibi
bitmek bilmeyen bir uzun çile
kangren olmuş yüreĝimizden
bir türlü söküp atamadıĝımız
yılların vefalı dostu acılar

yarasaların bile mecburen
ürktüĝü o katran, loş gecelerde
usanmadan sabahları beklerdik
arzulanan ...

boyacı

yıllanmış kırık dökük sandıĝınla
adımlarsın yokluĝu, yoksulluĝu
dikenlidir yolların, varoşların
parlatmak istersin kirli papuçları
ve solmuşluk adına ne varsa
ellerini kirletme pahasına

bilmezsinki yetmez boyan
ayakkabılarımın kirini örtmeye
...

Syndicate content