Mesut Yekta

Kitap Adı : Yalınayak Umutların Ülkesi Yazar : Mesut Yekta Yayınevi : GÜNDÜZ KİTABEVİ YAYINLARI

gel artık

kaç yıldır hep yollarını gözledim
beni çok bekletme gayrı gel artık
ah bir bilsen seni ne çok özledim
özletme kendini fazla gel artık

kasapvari

akın ediyordu yığın yığın et
kasabada mekan kurmuş kasaba
ruhu yoktu etlerin
ayrılmıştı kelle vucuttan
üstlerinde sağlıklı damgasıyla
en tazeleri etlerin
çengele takılıpta sıra sıra...

bebek 1

kimbilir kaç bebek
uyuttun kucaĝında
kaç gözü kapattın
ninniler okuyarak
ama uyutamazsın beni
öyle bir çırpıda
kimi ninniler
bebeĝi uyanık tutar

kayıp

katran karası gözlerin vardı
bakınca insanın içini ısıtan
saçların yakamozlanırdı
sen sendin daha o zamanlar
henüz kaybetmemiştin benliğini
bende daha seni...

seni kaybettiğimden beri
kayıp ilanları düşüyorum durm...

Ateş Çemberi

kuru bir ağaç gölgesi olur
düşerim suya
yukarda ay
gecenin bir yarısı
yarım kalan bir şarkı
tadsızlığında herşey
ateş benden
rüzgar senden
ey hayat
gürleştir dörtyanımı
saran ateş çemberini
daha iyi anlıyorum şimdi
ateş çemberinde
kendini sokan
akrebin çaresizliğini

bebek 2

bu ağzımdaki plastikte ne
durmadan emdirdikleri
neden sallıyorlar beşiğimi
bu kadar gayret niçin
e e´li mırıltılar
sahte gülüşler neden
anladım
bunlar beni uyutuyorlar

lala

hani acılarımız vardı ya
bedenimizden bir parça gibi
bitmek bilmeyen bir uzun çile
kangren olmuş yüreĝimizden
bir türlü söküp atamadıĝımız
yılların vefalı dostu acılar

yarasaların bile mecburen
ürktüĝü o katran, loş gecelerde
usanmadan sabahları beklerdik
arzulanan ...

boyacı

yıllanmış kırık dökük sandıĝınla
adımlarsın yokluĝu, yoksulluĝu
dikenlidir yolların, varoşların
parlatmak istersin kirli papuçları
ve solmuşluk adına ne varsa
ellerini kirletme pahasına

bilmezsinki yetmez boyan
ayakkabılarımın kirini örtmeye
...

mavi yürekli çocuklar

maviş yüreklerinden hayat fışkırır
ellerinde çekici Kawa´nın
vururlar kafasına zulmün
kelepçelere, dikenli tellere
dört tarafından dikenli tellerin

bir tutku bu
damarlarında dolaşan
sevda sığmaz
üniter hapishanenin surlarına
ve korkusuz şarkılar filizlenir

Toprağın Bekareti

her ölümde bozulur bekareti toprağın
ne beyaz kefen bir gelinliktir
ne uğurlayanlar evlilik şahidi
bir ırza geçmedir her erken ölüm
toprak mahsun, toprak üzgün
toprak insanlara küskün

her ölümde bozulur bekareti toprağın
arsız bir yosma olur o
hergün daha çok ölü ister
çatlayınca ar damarı toprağın

satıcılar türer bir süre sonra
her metrekare peşkeş çekilir
mezar satıcı...

Syndicate content