Mesut Yekta

Kitap Adı : Yalınayak Umutların Ülkesi Yazar : Mesut Yekta Yayınevi : GÜNDÜZ KİTABEVİ YAYINLARI

çocuklarımız

ihtiyar doĝar çocuklarımız
aksaçlı, aksakallı, yada kel
ve beşikte yazarlar anılarını
vakit darlıĝından
ömür yetmez çoĝu zaman
bıyıklarının terlediĝini görmeye
fazla soru sorma onlara
çocukluĝu, gençliĝi
uçurtma uçurmayı kırlarda
...

sitem

nicedir zambaklara verilen sular
boşa gider oldu sebepsiz yere
rap rap sesi çıkarmıyor ordular
artık kalkmıyormu eller göklere

ellerime kelepçe vurulalı
fikrimi kurtaramadım hapisten
mezarlıkta mahkeme kurulalı
vazgeçtim mezarlıklara gitmekten

yıllardır kezzaplanan bozkırlarım
dökmüş kederden ak pak saçlarını
bitkisel hayatlı tüm duygularım
çırpınır vermemek için canını
...

ısır

çiçekler saksıda, kuşlar kafeste
mahpus hayatıdır süren bu asır
köpek evcilleşmiş, kaplan kümeste
ey kudurmuş insan gel beni ısır

sonbahar

hani yapraklarımız vardı ya
sonbahar akşamları dökülen
bir veda vaktiydi kuşların
konmamak üzere uçtuğu
ayaz ile kavrulan ellerimden

hani umutlarımız vardı ya
sonbahar rüzgarının götürdüğü
gölgemizde uyuyanların kaçıp
sevdamızı gizlice yürüttüğü
bize su veren ellerin
ba...

acılara dair

kaybedilir tüm umutlar
gecenin kuytusunda
oysa şimdi gündüz
neden umutsuzum ben
enginlere açılan bir gemi gibi
sonsuz maviliklerde yalnız ve yolcusuzum

karaları arayarak mı geçecek bütün ömür
daha ne kadar alabora edecek
insafsız dalgalar beni

dün, bugün, yarın
mechul bir hayatın rotası
ızdırap fırtınası içinde
yontulmuş umutlar peşinde
kaybolmakmış meĝer

...

insanlık öldü

insanlık öldü diyorum
öldü çoktandır
ne ölüm döşeĝi gördü
ne eceliyle öldü
birkaç insafsızın darbeleriyle
yıkılmış yerlere bir gece yarısı
bilmem hangi sokaĝın köşelerinde

nasıl ölür diyorsunuz
o kocaman yiĝit, o erdem, o insanlık
binlerce can taşıyor olmalıydı içinde
güleç yüzü solmamalıydı

bilen, bilmeyen herbirimiz
kuyruklu yıldızlara...

son veda

bu benim son vedamdır ızdırap dolu deniz
ayrılık aĝacının dallarıyız hepimiz
ne ben gurbete alıştım nede gurbet bana
karışıyorum ben de ayrılık yollarına

sanma ki sessizlik saadettir her zaman
işlemiyor saat, neden duruyor zaman
anladım galiba yolculuĝum başlıyor
beni sılaya bir tahta kutu taşıyor

şimdi mazi önemli, ati bana ne gerek
kaptanı selamladım yüreĝimd...

aşk

aşk rüzgar gibidir bazen
girip koltuk altlarına insanın
ayaĝını yerden keser uçurur
bütün yaşam toz pembeye bürünür

aşk intihardır bazen
gülen yüzleri de soldurur
yalnış kişide çıkıp ortaya
insana hayatı unutturur

aşk yalandır bazen
gün batmadan ışıl ışıldır herşey
yatsı ile çıkar herşey ortaya
kapısına...

itiraf

güneşimi kaybettiĝimden beri
dostla düşmanı karıştırdım hep
mum ışıĝında gözüme çarpan her ele
dört elle sarılışımdan
artakalan sadece hançer iziydi
terkedilmiş boş ellere gömülen

haftanın sekizinci gününde
bir kara tren alır da beni
götürür bilm...

uyuyan çığlık

güneş çoktan battı hissettirmeden
hüzün bulutları çöktü yuvana
yollar seçilemez oldu sislerden
gece tutsak etti seni dumana

suskunluk kapladı bütün dilleri
herşey sessiz, sular çoktan uyudu
bir titreme sardı yetim gülleri
ve ansızın okyanuslar kurudu

düşlersin sen yumuşak yataĝında
o parlayan güneşin doĝuşunu

Syndicate content