mahmutcantekinmahmut...
, ADIYAMAN/
AbdullahKarabagAbdull...
, Lozan
drozakdrozak
48, yalova
hasan hüseyin bayarhasan ...
52, istanbul
Haydar MetinHaydar...
,,, Hilden
6666
56, Ankara
Seyfi KaracaSeyfi ...
45, Bad walds
nesimseknesimsek
49, Ankara

Seçme Şiir

Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;

Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kada...Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin...

Konularina göre FIKRALAR

GELİNCİKLER

gelincikler tek tek göründü mü çayırlarda
işi iş kasabanın
su yüzlü çocuğun işi iş
bir de poyraza döndü mü hava
başlar masmavi damarlar fışkırmaya yanaklarından
faytonların turuncu tekerlekleri
yansır gaz tenekeleriyle çevrili bahçelerde
asılı çamaşırlarından bir tutam çivit kokusu alıp gider
gelincikler tek tek göründü mü çayırlarda.

saat onikilerde
postanede mektup yazan adamlara baka...

ARALIK OCAK ŞUBAT

Bir kardan adam yapar seni
kutuptaki arkadaşım,
biraz güç de olsa havaya kaldırır
ve göğe fırlatmayı becerir.

Güney kutbundan atılan adam
burada kar olarak düşer,
onun beynini gezen üzgünlük
benim burnumun ucuna düşer

SON DEĞİL

Yatıyor boylu boyunca
Ne yanıyor ateşler içinde başı
Ne buz kesiyor ayakları
Yürümüyor damarlarında kanı
Canı yanmıyor
Uyanmıyor -ne kadar uyandırmak isteseniz-
Yarı aralık gözleri görmüyor
Sarmış kara bir kefen gibi
Karanlık her yanını

Ağır
Suskun
Sağır

Gülmüyor ağlamıyor
Sevinmiyor üzülmüyor
Bağırmıyor
Ne sevgi ne nefret
Ne korku ne acı ne umut ne karamsarlık
Onu ilgilendirmiy...

YÜZYÜZE

Zaman da ölür
Kimse beni bu kentle barıştıramaz
İçimde bilmediğim bir şeyle karşılaşma korkusu
Neye baksam
Sevinçlerim çırpınarak ölüyor

Bir sonu olsun diyorum ama gün uzasın
Bir çocuk çiçeğinin rengini arıyor
Her şey bir yıkıntıya ulanır
İşte kuşatan buğu

Sevişirken kahraman. O günden sonra
Bir okyanus usulca araya girer
Korkak ve başkaldırmaya uzak: İnsan
Sadece acı kalır ve dünyaya eklenir

...

ANNELER VE ÇOCUKLAR

Anne ölünce çocuk

Bahçenin en yalnız köşesinde

Elinde bir siyah çubuk

Ağzında küçük bir leke

Çocuk öldü mü güneş

Simsiyah görünür gözüne

Elinde bir ip nereye

Bilmez bağlayacağını anne

Kaçar herkesten

Durmaz bir yerde

Anne ölünce çocuk

Çocuk ölünce anne

BU ŞEHRİN IŞIKLARI

Şehrin bütün pencereleri yandı
Sofralar kurulmuştur her evde şimdi.
Sofralar ki,insanlar oturur yığın yığın
Sofralar ki, çatal-kaşık sesleri dolu...

Şehrin bütün pencereleri yandı
Herkes kendi kaderini yaşar yeniden.
Ben de kendi kaderimi yazarım...
Işığı sönük küçük odamda...

Anne diyebilen insanlar vardır.
Yavrum diyebilen kadınlar dolaşır bu odalarda.
Karanlıklar annem benim...
Yavrusuyum gec...

ÇAĞRI..

küçük, tombul bir çocuğun sevinci
nasıl sönerse
öyle çekilir hayat yüzümden
sen gidince

gelsen
şu kışkırtan bahar sıcağına uysam
sana soyunsam

bilirsin hiçbir yürek yaşlı değildir
aşk için
en büyük kuraklıklarda bile
çatlatabilir onun tohumunu

hadi, bana açıl
boş bir kağıt gibi bembeyaz
çağır beni
sana birikeyim.

GÜZ DÜŞÜNCELERİ

Bu sabah gökyüzü daha bir yorgun,
Daha bir dumanlı,
Daha bir derin!
Şu anda, omzumdan tanıdık bir el,
Tutup silkelese şöyle bir güzel,
Kurtulsam yükünden düşüncelerin

BAŞKA FREKANS

Vurdun,acısı daha geçmedi,
Biliyorum geçecek.
Ama öyle ağır konuştun ki ardından
O,gittikçe gerçek

KAPTAN -1

eflatun gözlerin olduğunu bilmiyordum

gece yarısını yaşamaktan yorgunum

ayazın avucunda unutmuştun ellerini
önünden geçtiğim halde beni tanımadın
ben değiştim biliyorum hem sakal bıraktım
şiirlerim kül rengi kumrular gibi uçuşuyorlar
bakır çalığı göklere katiyyen tahammülüm yok
hele paris'in gökleri aklımı başımdan alıyor
bana seni senden evvelki poitiers'li kızı
hatırlatıyor

ayazın a...

Syndicate content