Bu Domain Siirdostu.com satılıktır. Bizimle iletişime geçin
This domain Siirdostu.com is for sale. Contact us!
Dieser Domainname Siirdostu.com ist zu verkaufen. Kontaktieren Sie uns!
1.000 €
En son içerik ekleyen üyeler(resimli) | Hemen üye ol, seçkin bir ortama katıl!
mehmet_yasmehmet_yas
, Sinop
6666
56, Ankara
ABDÜLHAMİTABDÜL...
51, Elazığ
Seyfi KaracaSeyfi ...
45, Bad walds
savaş karadumansavaş...
54, samsun
paşa6634paşa6634
50, istanbul
İbrahim Değerliİbrah...
52, izmir
Dursun TOMBULDursun...
62, Çanakkal

Sevgiliye Mektup

Sevgiliye Mektup Kızım Eylem'e

Biliyor musun, seninle şöyle dizdize oturup da önyargılardan uzak, çelişkilerimizden arınmış iki sevgili gibi duygu ve düşüncelerimizi birbirimize anlatamadık.
Farkındayım bizler sizlere şöyle, masmavi bir balon gibi pırıl pırıl canım bir gökyüzü, suları bülur, içi cıvıl cıvıl tertemiz bir deniz yerine, yırtık gri renkli bir çirkin balon gibi, sevimsiz bir gök ve kirli denizleri miras bıraktık.
Böyle bir doğada ormanlar tıknefes, insanlar bunalımlı, egoist ve böyle bir dünyada çocuklar yoksulluktan kırılıyor.
Demek istiyorum ki, işiniz, uğraşınız oldukça zor.
Ben sizlerin çağındayken, böylesi sıkıntıların varlığından habersizdim. Benim derdim sırtıma yüklediğim o kocaman boya sandığıydı. Ne zaman onu sırtıma vursam, belim ağrır, kayışı omuzlarımı keserdi. Nuri‘nin Kahvesinin önüne konduğumda ancak derin bir nefes alırdım. Soğukkuyu denilen lastik ayakkabıların içinde ayaklarım çıplak, kara basıyormuşum gibi ayazdan donardı. Tanrıya bir müşteri çıksa da eve ekmek parası götürsem diye hep yalvarırdım.
Bütün bu açmazlarım, akşam olunca bütün ailenin çevresinde toplandığı odun sobasının sıcaklığında unutulur giderdi. Hele ki anam o akşam sıcak tarhana çorbasını koymuşsa önümüze, bizden daha mutlusu bulunmazdı. Sizler şimdi lapa lapa yağan kara, kartopuna hasretsiniz. Oysa biz hiç bitmeyecek gibi uzayan karlı kış günlerinden yakınırdık...
Sen höllüğü de bilmezsin! Pampers'te büyüdün. 0 zamanlar analarımız altımıza koyacak bez bulamadıklarından toprak koyarlardı. Höllük işte bu toprağın adı. Ben höllükte büyüdüm...
Sen çok farklısın. Avrupa'da öğrenim görüyorsun. Kaç kişi var senin kadar şanslı...
Sen varsıl bir ailenin çocuğu değildin. Şansın yardım etti.
Nereden estiği belirsiz bir fırtına, bir yel bizi buralara attı.
O zamanlar daha altı yaşlarında bile değildin. Sana danışmak, bu yolculuğa ,hazır olup olmadığını sormak aklımıza bile gelmedi. Günlerce yatak odanı, Memiş‘ini, Naciye Nine‘ni sayıkladın, unutmadın.
Sana değerli bebekler armağan ettik, ama hiç birine "Memişim" demeye dilin varmadı.
Bir Noel sabahı sana bir çorap dolusu şeker armağan eden, Frau Bauer'i, bize her gelişinde sana değişik armağanlar getiren Herr Himmels'i sevmeye başladın. Seni annenin kucağında her yakalayışta öpüp koklayan Nine‘yi anımsamaz oldun...
Onaltı yaşını kucaklaman için şurada kaç gün kaldı.
Bizler için bu on yıl çirkin bir gurbetti. Günlerse topal karıncanın aksak temposunda gibi ağır sancılı geçti. Yirmiyedi metrekare bir evde yaşamak zorunda kaldığımız o sancılı günler elbette senden de bir şeyler alıp götürdü.
Bu uzun on yıl senin için de, kuşların kanadındaki bir yel gibi çabucak gelip geçmedi herhalde...
Şimdi bir genç kız adayısın. Çok şey kazandın. Bilgin, deneyimlerin arttı. Çok yönlü biri oldun. Alkışlarım seni! bu yaşta dört dil biliyorsun. Bir dil bir insan, dört dil dört insan eder. Yani sen dört insan kadar güçlüsün demek.
Bazı kere annen ve ben sana bakıp şaşkınlığa düşüyoruz. Nasıl oluyor da bunca karmaşık şeyi, bu denli kısa bir zamanda, bu denli güzel başardın. Modern bir kız oldun. Yığınla Avrupalı sanatçı tanıyorsun. Dilinden yabancı şarkılar hiç düşmüyor. Dünyamız öylesine hızlı dönüyorki, sen buna rahatlıkla ayak uydurabiliyorsun. Bizler daha "ne var, ne oldu!" şaşkınlığından kurtulmadan sen bilmeceyi çoktan çözmüş oluyorsun. Bizim afalamamız sana komik geliyor. Için için bizi beğenıniyor eleştiriyorsun.
Pahalı mağazalardan giyinmek, okul arkadaşlarınla yarışma tutkun gün geçtikçe artıyor.
Biraz burun kıvırarak baktığımz bizler, sizlerin mutluluğu için her şeyi yapmaya hazırız. Sizlerin her türlü başarınız bizi umulmadık sevince ve gurura boğuyor.
Tüm bu coşkulu ve kıvanç verici, olumlu gelişmelere karşın yine de içimde kaygı dolu bir burukluk var.
Anadilinden yavaş yavaş kopuyorsun gibi geliyor bana.
Şiirlerimizi sevmek şöyle dursun "şiir" adını duymaktan bile ürker oldun.
Oysa biz sana küçüklüğünde ninni yerine türküler, şiirler söyleyerek seni büyüttük.
O canım masal kitapları, öyküler, romanlar daha ne kadar zaman kitaplıkta alıp okuman için, seni bekleyecek...
Elbette başarılarınla övünüp mutlu oluyoruz. Ama ya kaybettiklerin!
Yoksul dağarcığımızda buralara taşıyıp getirdiğimiz, ölümsüz değerlerimiz.
Sevgi, saygı, özveri ve hoşgörü. Ata mirasımız. Onları yitirirsek, yeni kazanımlarımızla kaynaştıramazsak, özgünlüğümüzün bir anlamı kalır mı?
Güzel bir dünya armağan edemedik sizlere. insanlık bir bunalım içinde. Bu ülke maddi yoksulluğumuza derman oldu. Eğer manevi zenginliğimizi de koruyabilirsek, ona dört elle sarılıp sahip çıkarsak daha da güçlü ve özgün oluruz...
704 Nolu tranvayın geçtiği yolun bir yakasında sen, diğer yakasında ben oturuyorum.
Ben yoksul dağarcığımda getirdiğim değerlere sahip çıkıyorum...
Şimdi ayrı da düşmüş olsak, yüreğim hep seninle çarpıyor.
Seni çok ama çok seviyorum. Ya sen!..

Erol Yıldırım

14. Kasım 1990
Düsseldorf
(GSOsterfeid Gazetesi 17)

Henüz Oy verilmemiş

Yorumlar

Yorum ekle! (Bu içerik hakkında şuan ne düşünüyorsun?)

(If you're a human, don't change the following field)
Your first name.
The content of this field is kept private and will not be shown publicly.
 
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Resimde gördüğünüz rakamları bu kutuya yazınız

Bu Yazar / Şair´in diğer eserleri / yazıları / Şiirleri