tahsin_sahintahsin...
64, KAYSERİ
mahmutcantekinmahmut...
, ADIYAMAN/
durak41durak41
61, kocaeli
Seyfi KaracaSeyfi ...
45, Bad walds
savaş karadumansavaş...
54, samsun
eynazendeeynazende
, Kırşehi
pamukkalepamukkale
43, denizli
uygarinsanuygarinsan
, Isparta

Blogs

Sadakat...

Sadakati göstermek demek köle olmak mıdır? Nedir bu Allah aşkına?... Herkes neden iyilikte bulunduğu kişinin kendinden altta kalmasını istiyor. Lodosun güneşi içinde saklaması nasıl bir efsaneyse, benim amacımda bir o kadar gerçek. Neden ulaşılmazlara leke sürmek zorunda insanlar.? Değişmenin , yerine göre davranmanın(davranabilmenin) neresi kötü...

Hallaç-ı Mansur (Çağdışı Ressam)

Çağdışı bir ressamın tablosudur bu. Tüm halleri içeren, bir çiğdemin suya yanışını resmeden, bir ölüyü yıkayan, bir nuru topraktan süzen, kaybolmuşları gözlerde saklayan, bebeklerin masumiyetine saklanan gizemleri arayan, umuda sırat olmuş bir tablo.

Müstesna...

Yaratılmışların en müstesnası olanın müstesna yalnızlığında dem vuruyor yine bu gece. Ayaza yakın bir rüzgâr sarmal bir hüzün dolamış, cevapsız sorular dalgalar kadar gerçek, umutsuz insanlar ölüm kadar sade, elzem bir mevsim bu. Masiva kadar bir ikilemdeyim kapalı kapılar ardından bir rayihalı ıtır dolaşıyor tenimin bilmediğim gevrekliğinde.

'Siz Yavuz olun, biz size ne Fatihler doğururuz’ ...

Bir cumartesi sabahı. İnsanlar yavaş adımlarla işlerine, aşklarına, kavgalarına ilerliyorlar attıkları adımlar kadar. Kimileri durmuş köşe başında, bir ıslık eşliğinde gelen insanları izliyor kafasında türlü düşünceler. Bakkal Hasan amca her zaman ki gibi fecr vaktinde açmış ekmek teknesini. Bohçacı Yeliz abla çoktan sevgililerin yanında ‘bir gül al ağabey’ kelimelerini tekrar edip duruyor.

Halaskar...

...Halaskar olmaya ne hacet diye bir ses yükseldi İsm-i Azam bir azizden. Devri Azam-a niceleri feragat ederek yücelmedi mi? Bir devrin kapanış ışıklarını nakşederken zaman, Haliç olanca gücüyle ses verdi Bab-ı Ali’nin en çilekeş duvarlarına. Aldığı mesajı kat kat artıran taş duvar canlandı sanki tüm varlığı ile ses oldu, gözleri ağlamaktan kurumuş Padişah-ı parya ya...

Şems Işığında Ab-ı Hayat

Güneş gömerim kuru toprağın kalbine. Işık gönderirim hâkim olan mavilikten. Kuşlar neşeli şarkılar besteler, ben ney sesiyle içimi tımar ederken. Ağaçlar yaprakları kadar selam ederler, ıslığı ile doğayı efsunlayan rüzgâra. O rüzgâr ki fersude olan ne varsa yeni renkler ve varaklar hediye eder onlara. O ağaçlar ki yeşili ve kızılı salarlar kıpkızıl güneşin gövdesinin gölgesine.

Şems-i Leyl

Leyl in içinde sığ düşüncelerin eşiğinde tılsımlı bir rüyadan uyanır gibi sessizce süzüldüm karanlığın ortasından ışığa doğru.

Korkak Fare

Kedi korkusundan devamlı
endişe içinde yasayan bir fare vardır.
Büyücünün biri fareye acır ve onu bir kediye
dönüştürür. Fare, kedi olmaktan son derece
mutlu olacağı yerde bu kez de köpekten korkmaya
başlar. Büyücü bu kez onu bir kaplana
dönüştürür. Kaplan olan fare, sevineceği yerde
avcıdan korkmaya baslar. Büyücü bakar ki, ne
yaparsa yapsın farenin korkusunu yenmeye imkan yok.

Syndicate content