En son içerik ekleyen üyeler(resimli) | Hemen üye ol, seçkin bir ortama katıl!
ÖZSAN GÜZELOĞLUÖZSAN...
50, LEFKOŞA
pamukkalepamukkale
43, denizli
Emirhan ErtaşEmirha...
, Izmir
ABDÜLHAMİTABDÜL...
51, Elazığ
idriscaglaridrisc...
, Elazığ
İbrahim Değerliİbrah...
52, izmir
drozakdrozak
48, yalova
durak41durak41
61, kocaeli

Publish Your Poems, Quotes, Lyrics and more...

Publish Your Poems, Quotes, Lyrics, Videos, Jokes and more for FREE...
Create new account for free

ali fuat coşkunşiirleri

alifuatcoskun1970@hotmail.com

www.google.com

e-KİTAP

AFC Kitaplığı- Şiir Serisi-2

Aşkın

AFC HALİ

Ali Fuat ÇOŞKUN

1.BASKI

2010-KADINHANI

ISBN : 978-99445534-X

Kapak

AFC

Dizgi

AFC

Baskı

AFC

e-posta:

alifuatcoskun1970@mynet.com

Aşkın

AFC HALİ

Ali Fuat ÇOŞKUN

KADINHANI-2010

©Bu eserin her türlü ortamdaki yayın hakları

Ali Fuat ÇOŞKUN’a aittir.Yazılı izin almadan

kısmen dahi çoğaltılamaz ve yayımlanamaz .

İÇİNDEKİLER 7

Sunuş…………………………………………..9-10 Türkçem………………………………………….11

Aşkın AFC’si………………………...…………...12 İşim Olmaz…………………………...……….13-14

Bölüyorlar…………………………………15-16-17

Hepsi Bizim...…………………………………18-19 Şanlı Bayrağım……...………………………..20-21

Sarıkamış Destanı…………………………….22-23

Yenigün….……………………………………….24 Türkiyem…………………………………………25 Özledikçe-1984...…………………………...…26-27 Mevla’ya………………………………………28-29

Affet Allahım-1985……………………………....30 Benim Gençliğim-1987.………………………….31 Aşık Olmak…...………………………………32-33 Gülümse………………………………………….34 Yanlışlar Ve Doğrular….……………………….35

Var………………………….…………………….36

Sevgili KADINHANI-1982.………………….37-38

Gülüm-1994…………………..………………….39

Yine Bu Hareket-1990…………………....40-41-42

Fransa Namesi……………………………….43-44

Bozkurt Destanı………………………………45-46

Ayrılık Vurgunu……………………....................47

Bizim………………………………………48-49-50

Mai Ve Yeşil…………………………….........51-52

Gökçe Türkü…………………………………….53

Bitti bu Oyun………………………………...54-55

N Bilinmeyen……………………………..56-57-58

Nasıl Bayrak Olduk Biz………………………...59

Ninni……………………………………………...60

8

Dörtlük………………………………………………...61

İtiraf Ediyorum……………………………………….62

N’oldun………………………………………………..63

Bizim Ali………………………………………………64

Senfoni………………………………………………...65

İki Cihan GÜNEŞİ’ne………………….…………….66

Vururdum Seni-2004…………………………………67

Öylesine Böylesi-2006………………………………..68

Köpeğin Duası-2008………………………………69-70

Kıymetini Bil……………………………………...71-72

Mevlevice……………………………………………..73

Kaçış Yok……………………………………………..74

Bizimdir Bizim……………………………………….75

Selam Olsun………………………………………76-77

Eyvallah………………………………………………78

DEV GİBİ…………………………………………….79

Yine Gel………………………………………………80

Aşklar Yeşersin………………………………………81

Kaptanlar Ve Fareler………………………………..82

Candan Söyle………………………………………...83

Mürşidim Kalbimde Benim…………………………84

YA RABBİ……………………………………………85

DUA…………………………………………………...86

Yok Olsun…………………………………………….87

Kazın Ayağı……………………………………88-89-90

Yirmibirinci Asır…………………………………….21

Aşkın AFC HALİ__________________________9

SUNUŞ

Aşkın AFC HALİ, aşkın ABC’sidir! Aşkın da ABC’si

mi olur, demeyin. Felsefi olarak matematikle ilişkilen-

dirilen bütün ifadeler, materyalizm kokusu taşır… Hani

arkadaş arasında, paradan bahsederken:

-Yanlış anlama, tamamen duygusal. Deyişi vardır ya,

işte öyle bir şey.

Aşk, maddi kazanımların bir ifadesi olmadan evvel, okuyacağınız son kitap, belki de bu olacak. Gerçekten sevenler için, şakası bile ne kadar kötü, değil mi?

Oysa, yaşadığımız dünyayı ve insanlığın, içinde bu-

lunduğu bugünki durumu göz önüne alınca, tamamen duygusal sebeplerle aşk, ancak maddi olarak ifade edi-

lebilecek hale geldi.

Aşkın AFC HALİ, bu duruma adeta bir isyandır!

Bütün bunları dikkate alarak okuyacağınıza inandığım bu naçizane eserde, henüz ilk mektep yıllarıma ait kimi

şiirlerimin yanı sıra, gençlik yıllarımdan kalan heyecan-

la, bugünün şiirlerini derledim.

Özellikle kitapta yer alan kimi şiirlerim, daha önce Kadınhanı Gazeteleri’nde yayımlandığından, Kadınhanı Halkına tanıdık gelecek. İnanıyorum ki ilçe halkı da benim gibi aşkın şiirlerini paylaşmak söz konusu ol-

duğunda, cömert davranacaktır. Ne de olsa güzel şeyler paylaşıldıkça çoğalır.

Şu menem internet ortamının iyilikleri de yok değil.

Antoloji com. ve diğer bazı paylaşım sitelerinde binler-

ce kez tıklanan (ne demekse), şiirlerim olduğuna görebir o kadar da okur kitlemiz var demektir.

10___________________________Ali Fuat ÇOŞKUN

Zaten uzunca süre gecikmiş bir kitap olarak Aşkın AFC HALİ, bekleyenleri tarafından, yeterince beklendi!

Çok naz aşık usandırırmış… Diyor ve ilk kitabımda-ki kadar acımasız(!) eleştirilerinizi bekliyorum.

İlk kitap dedim de… O vakitler biraz heyecan, biraz

acemilikten olsa gerek, üzerimizde hakkı olanlara teşekkür etmeyi unutmuştum. Onlar da tepkilerini farklı

farklı zaman ve şekillerde dile getirdiler. Haklıydılar ama ok yaydan çıkmıştı. Mevlana’nın dediği gibi:

- Doğru atılan ok, hedefine muhakkak varır!

Üzerimizde emeği bulunan herkese binlerce teşekkür… Öğretmenlerim, hocalarım, edebiyat, kültür, sanat çevre-

lerindeki dostlarım, medyadan arkadaşlarım… Hepinizi saygı ile anıyorum.

Dini konularda müracaat ettiğim, saygıdeğer din adamları, Kadınhanı İlçe Kaymakamları, Garnizon Komutanları, İlçe Emniyet Teşkilatı’nın çok değerli polisleri, Kadınhanı İlçe Belediye Başkanları, Siyasi Partilerimizin çok kıymetli temsilcileri, dernek, vakıf ve oda başkanları, Kardelen İnternet Cafe’deki gençler… İnternetteki AFC Fan Kulüp Üyeleri… Hepinizi saygı ile yad ediyorum.

Aslında bu kitap Dördüncü Cemre adı ile çıkacaktı. Ancak Beşinci Mevsim gibi bu isim de daha önce kullanılmış olduğundan, bakir bir isim olan Aşkın AFC HALİ adını tercih ettim. Okurlarım bu konuda beni affetsin.

En güzel aşkların yaşandığı iklimlerde, en güzel şiirler ve kitaplarda buluşmak dileğiyle.

Saygı, sevgi ve MUBABBETLE.

11

TÜRKÇEM

(Edebiyat Hocam Emine Gül Hanım’a.)

Eski şiir nesir olan,

Sanat yapmak kusur olan,

Yarım kalan, küsür olan…

Türkü türkü güzel Türkçem.

Usul erkan gitti elden,

Ağız, şive kalktı dilden,

Bülbül bizar oldu gülden,

Lehçe lehçe güzel Türkçem.

Hak getire kafiyeler,

Düzmece hep methiyeler,

İmler, uyaklar, iyeler…

Bölük pörçük güzel Türkçem.

12

AŞKIN AFC’Sİ...

Deli dolu geçti yıllar,

Saçlarıma doldu aklar.

Bundan sonra bizi dostum,

İnan artık toprak paklar.

Aşkı tattık ölesiye,

Dolduk taştık çilesiyle…

Bizde vefa bitmez dostum,

Vuslat hasıl olasıya.

İki gözüm var, biri aşk:

Diğerinin ismidir meşk!

Gönüller hep saray dostum,

Aşk-meşk dolu, olunca köşk.

13

İŞİM OLMAZ!...

Yol boyunda dikenlerle,

Yetim boynu bükenlerle,

Bu yolda baş çekenlerle,

İşim olmaz, olmaz benim.

Zekatını yafta yapan,

Cakasını safta satan,

Duysun hatta Sağır Sultan,

Senle işim, olmaz benim.

Himmetine diyet alan,

Alamazsa tellal salan,

Servetine köle olan,

Senle işim, olmaz benim.

14

Senden himmet dileyen kim?..

Koyun gibi meleyen kim?..

Dertlerime kuldan hekim,

Yoktur… İşim, olmaz benim.

Kanun, yasa hep nafile!..

Kıçımdaki dondan bile!..

Haberdarsın a hergele!

Senle işim, olmaz benim.

15

BÖLÜYORLAR…

Aç gözünü aç, iyi bak…

Çok bilmişsin koca ahmak!..

Ramak kaldı, artık ramak,

Birliğini dalıyorlar… Körmüsün?

Gidiş geliş şeritler çift,

Katranlayıp döktüler zift,

Tarikat, mezhep oldu girift:

Aynı sanıyorlar… Körmüsün?

Din, diyorlar: Kanıyorsun!..

Tarikat bu sanıyorsun,

Bir mum gibi eriyorsun…

Karanlıkta kalıyorsun… Körmüsün?

Türkçüler olmasa inan,

Daha çabuk tutar plan,

Açılım masal, hatta balon…

Dirliğini deniyorlar… Körmüsün?

16

Türk bedenim, ulu çınar…

Dinim (İslam) nurdur, buna dolar…

Benim özüm aşkla yanar…

Seni, sınıyorlar… Körmüsün?

Bedbahtlığın inadından,

Ne istedin TÜRK adından?..

Allah razı değil bundan:

Dallarını buduyorlar… Körmüsün?

Yedi Bayrak gönderinde,

Salınıyor göklerimde…

Hepsi aynı özlerinde:

Ayrı, sayıyorlar… Körmüsün?

Emmim oğlu, bibim kızı…

Kürde, Laza böldüler bizi!..

Linç ederek demokrasimizi,

CUHURİYETİ çalıyorlar… Körmüsün?

17

Beraber büyüdük bir bedende,

Dedende Türk, ebende…

Ey Fuati can bedende:

Yüktür sanıyorlar… KÖRMÜSÜN!?.

Not: Bir süredir bazı şiirlerimde “Fuati” mahlasını kullanıyorum.

18

HEPSİ BİZİM!..

Din ve töre, vatan başta…

Bayrak, Sancak, Kur’an başta!..

İman, ihlas ta en başta…

Hepsi bizim, bizim dostlar.

Sağım-solum, yanım-yörem…

Leyla-Mecnun, Aslı-Kerem…

Şiir, türkü, nota, barem…

Hepsi bizim, bizim dostlar.

Mor salkımlı yüce dağlar,

Vadisinde nice bağlar,

Mühürlenmiş koca çağlar,

Hepsi bizim, bizim dostlar.

Anadolum köy, kent, bucak…

Çoktur yaram sarılacak.

Muhabbetler kucak kucak!..

Ağlamayın, gülün dostlar.

19

Irak giden kuzuların,

Şehitlerle, gazilerin,

En şerefli mazilerin,

Hepsi bizim, bizim dostlar.

20

ŞANLI BAYRAĞIM

(Tarih Hocam Bekir AYTEMİR Bey’e.)

Gölgende can bulmuş, orda doğmuşum…

Kendimi bilmeden, seni bilmişim.

Sana vurulmuşum, aşık olmuşum…

Cihanda yok dengin, Şanlı Bayrağım…

Hilalli-Yıldızlı Allı Bayrağım.

Sevdalıyım canım, nazına kurban…

Cennettir vatanım, tozuna kurban…

Dağına, taşına, düzüne kurban…

Olduğum sırmalı, Şanlı Bayrağım…

Hilalli-Yıldızlı Allı Bayrağım.

Mevlam seni bize gökten aldırdı,

Melekler şu asil kana daldırdı,

Mübarek eyleyip Arş’a kaldırdı…

Şüheda yurdunda, Şanlı Bayrağım…

Hilalli-Yıldızlı Allı Bayrağım.

21

Bu kutlu destan ağlattı beni,

Şahlandı yüreğim çağlattı beni,

Bayrak Aşkım böyle söyletti beni,

Türkümde marşımda, Şanlı Bayrağım…

Hilalli-Yıldızlı Allı Bayrağım…

Cemre olup düşer, yiğit toprağa,

Düşer düşmez dolar kanı bayrağa,

Rabbi tesbih eder bak şu yaprağa,

Şehitlerim gibi Şanlı Bayrağım…

Hilalli-Yıldızlı Allı Bayrağım.

22

SARIKAMIŞ DESTANI

( 1994 yitirdiğimiz: Em.Astsb. Zeki KAYA,

Bir Süre Sarıkamış’ta Görev Yapmıştı!..)

Sarıkamış Dağları’na duman mı çökmüş?..

Beyaz Ölüm için bize ferman mı çıkmış?..

Çifte yürekli erkekler candan mı bıkmış?..

Olmuyor be Enver Paşam, inan olmuyor…

Dönmüyor be Kemal Paşam, giden dönmüyor.

Kumanyalar tükenir hep, yolumuz uzun.

Dondu Anadolum dondu, binlerce kuzun.

Ozanlar bu destanı bambaşka yazın…

Olmuyor be Enver Paşam, inan olmuyor…

Gelmiyor be Kemal Paşam, giden gelmiyor.

Uyumasın çavuşlar, yüzbaşılar kalkın…

Gaflet uykusudur şimdi, bize çok yakın!..

Burası Allahu Ekber, vuslata bakın(!).

Olmuyor be Enver Paşam, inan olmuyor…

Gelmiyor be Kemal Paşam, giden gelmiyor.

23

Sarıkamış Dağları’na mizan kurulmuş,

Cennete bir adım kala, düzen kurulmuş.

Ahretin hesabı burada, sağken görülmüş…

Gelmiyor be Enver Paşam, sıram gelmiyor…

İstemekle Kemal Paşam, ecel gelmiyor.

Zemheri ayıdır yarim, Kardelen olduk,

Sisli ayazların anam, yoldaşı olduk!..

Bizler Mikail’in burda, sırdaşı olduk!

Gelmiyor be Enver Paşam, sıram gelmiyor…

Beklemekle Kemal Paşam, ecel gelmiyor.

24

YENİ GÜN

Umutlarım şafak söktü bu sabah,

Şüphelerim hep diz çöktü bu sabah,

Vuslat burcu burcu koktu bu sabah,

Varsın geçen günler zehirden olsun…

Hasret yollarına vurdum kendimi,

Bunca zaman boşa yordum kendimi,

Niye bilmem hakir gördüm kendimi,

Artık mihenkler hep zahirden olsun…

Hellik dedikleri çakıl taşının,

Gökdelenler yaptığını düşünün,

Bundan böyle şahsiyetli kişinin,

Cüssesine heybet Mahir’den olsun.

*Şüphe: Zan.

*Vuslat: Kavuşma.

*Mihenk: Değerli madenleri ölçmekte kullanılır.

*Zahir: (Felsefi Anlam) Gerçek, görünen.

*Hellik: İnşaat yapımında kullanılan dolgu taşı.

*Cüsse: Vücudun durumunu anlatır.

*Heybet: Duruş (postür) biçimi, gösteriş.

*Mahir (el-Muahhir): Sona bırakılan.

25

TÜRKİYEM…

Yerin gönlümde dolacak sandılar,

Ay ve yıldızın solacak sandılar,

Beni sensiz de olacak sandılar…

Başka sevdaya yer yok gönlümde,

Seninle doluyum, hayatta ve ölümde…

Türkiyem Türkiyem, Cennet Vatanım.

Can öte, sen, beri bana sevdiğim…

Çile, cana… Canım, sana sevdiğim!

İstersen: Bin ölürüm, daha sevdiğim?

Senden başkasına yer yok gönlümde,

Seninle doluyum, hayatta ve ölümde:

Türkiyem Türkiyem, Canım vatanım.

26

ÖZLEDİKÇE.

Dert dediğin inan adam öldürmez,

Ayrılıktır beni, biran güldürmez…

Sevdiceğim yerin kimse doldurmaz!..

Nere gitsen seninleyim, bil beni.

Özledikçe can özünde bul beni.

Seninle diktiğim fidanlar meyve,

Veriyor bak kiraz, erik,dut, ayva…

Ayrı geçen şu yılları bir say, ve:

Circıs gibi limelenmiş bil beni.

Özledikçe can özünde bul beni.

Günler, aylar inan bana yıl oldu,

Hergün ayrı yandım, beden kül oldu.

Hasret gonca idi şimdi gül oldu…

Hazan değmiş gül dalında bil beni.

Özledikçe canevinde bul beni.

Beni gören “Deli!” olmuş, sanıyor,

Akranlarım: “Utan!” deyip, kınıyor.

İnsanoğlu aşkı “OYUN” sanıyor…

Mecnunların yoldaşıyım bil beni.

Özledikçe sahralarda bul beni.

27

Fuatiyim, kimse halden anlamaz,

Ne yapayım gönül sözüm dinlemez.

Sevmeyen kul deli deli söylemez…

Nere gitsen seninleyim, bil beni:

Yitirdikçe yüreğinde bul beni!

28

MEVLA’YA…

Bildiklerin sır olunca,

Engeller bir TUR olunca,

Duaların nur olunca,

Durma sakın, durma durma…

Yürü Mevla’ya Mevla’ya.

Beden ruhu gizler durur,

Hep aslını özler durur,

Asıl olan gözler durur:

Durma sakın, durma durma…

Yürü Mevla’ya Mevla’ya.

Son Kitab’ın Cüzleri’nden,

Feyiz alıp sözlerimden,

Muhammed’in izlerinden:

Durma sakın, durma durma…

Yürü Mevla’ya Mevla’ya.

_______________________________________

*TUR: Hz. Musa’nın RABBİ ile görüştüğü dağ.

*Cüz : Kur’an-ı Kerim bölümleri.

29

Yorulmanın sırası mı?

Son menzilin burası mı?

Cennet şunun şurası mı?

Durma sakın, durma durma…

Yürü Mevla’ya Mevla’ya.

Can Muhammed Mustafaca,

Tüket ömrünü ustaca,

Fuatim sen, kalk başkaca:

Durma sakın, durma durma…

Yürü Mevla’ya Mevla’ya.

30

AFFET ALLAHIM.

Candaki boşluğa kazan kaldırdık,

O boşluğu aşkın ile doldurduk.

Olmazları işte böyle oldurduk:

Biz asi gençliğiz, affet Allah’ım.

Aşkı bilmeyenler, haram kıldılar.

Bu isyana, onlar sebep oldular.

Dinsizdiler, imansızı buldular!

Biz asi geçliğiz, affet Allah’ım.

Fuati Aşıklarız, fermanlar boşa…

Kalpler boş kalmasın, dönmesin taşa.

Sevmeyi bilmeyenin sümme haşa!..

Diye seveceğiz, affet Allah’ım.

31

BENİM GENÇLİĞİM.

Koştum deli dalgalı,

Dalgalarla kavgalı.

Kırk güzele sevdalı,

Geçti gençliğim benim.

Ok hızına ulaştım,

Çok belaya bulaştım.

Olmazlarla uğraştım,

Geçti gençliğim benim.

Fuatim der, Leyla’ya,

Mecnun oldum Mevla’ya.

Vardım muhkem Kal’aya,

Yitti gençliğim benim.

32

AŞIK OLMAK…

Tasavvufu dinden uzak sayarak,

Sünnetin yerine bid’at koyarak,

İslam’ın altını böyle oyarak:

Ne Müslüman nede ümmet olunmaz.

Mürşid-i Kamil’in kabından sızıp,

İcazet almadan bağını çözüp,

Derviş kılığında, divane gezip,

Ne evliya nede ermiş olunmaz.

Mana kanadını açmadan önce,

Aşk ile kendinden geçmeden önce,

Tai mekan olup, uçmadan önce,

Ne Mevlana nede Yunus olunmaz!

Maddeye bir mana vermeden böyle,

Huzura divana durmadan şöyle,

Nefsin putunu kırmadan öyle:

Ne MEHDİ nede MESİH olunmaz.

33

Fuatiyim Kıblegahım Kabe’dir…

Rehberim Kur’an, Sünnet, Sahabe’dir!

Ötesi akıl, ilim… Gayrısı hurafedir:

Aşık olunmadan, Maşuk bulunmaz.

34

GÜLÜMSE

Benden sonra sana kimse

Gonca gülüm demeyecek

Unutma eğer mümkünse

Sensiz yüzüm gülmeyecek

Benden sonra sana kimse

Sarılmayı bilmeyecek

Gözünde göz izi kalsa

Hakkım helal olmayacak

Benden sonra sana kimse

Bir gül olsun vermeyecek

Olurda veren olursa

Aşk ölümsüz olmayacak

35

YANLIŞLAR VE DOĞRULAR

Dön sağına aş attığın iti gör,

Dön soluna beslediğin biti gör…

Bak yavruna emdirdiğin sütü gör:

Desem bir türlü, demesem yanlış.

Dünkü yanlışım, başıma kalmış!

Şu zenginle ekmeğimi bölmüştüm,

Şu memura niye köprü olmuştum?

Arkadaşım!.. Senle yolda kalmıştım…

Desem bir türlü, demesem yanlış.

Dünkü yanlışım, başıma kalmış.

Not: Hatasız kul olmaz. (Atasözü)J

36

VAR

Altını, gümüşü, inciyi bırak:

Bilgiye sarıl sen, ilme sal merak!

Çiledir, kemale erdiren durak…

Zevk-safa içinde, nice leşler var.

Dostların gözünü, açtık çok şükür!

Ölse de gam etmez artık, bu fakir…

Sen, sen ol kimseyi, görme hiç hakir!

Şu halkın içinde, nice başlar var.

Coşkun bilgisayar, Kur’an öğrenir,

Adalet, asalet, Turan öğrenir!

Kaçan değil burada, duran öğrenir…

Gidenler içinde, nice boşlar var!

37

SEVGİLİ KADINHANI… (1982)

Gözünde, kaşındayız…

Dar günde başındayız.

Ve mezar taşındayız!..

Sevgili Kadınhanı.

Anam-babam, sevgilim:

Atasından görgülüm!

Asırlardır kördüğüm,

Sevgili Kadınhanı.

Dahanlı*, Toyga Aşı*…

Sağlık, her işin başı.

Terk eder mi er kişi?..

Sevgili Kadınhanı.

Oğul seni, kız seni…

Bıraktık ıssız seni!..

Hep, terk ettik biz seni,

Sevgili Kadınhanı.

38

Abı Hayat, su mudur?..

Hak ettiğin, bu mudur?

Ahte vefa: Şu mudur?

Sevgili Kadınhanı.

Herkes birgün ölecek,

Görmeyenler, görecek:

Giden, geri gelecek…

Sevgili Kadınhanı.

Eşmede yudum yünü,

Unutmadım ben dünü…

Nerde unutanlar, hani?

Sevgili Kadınhanı.

Hey Allah’ın şaşkını!..

Sürekavı düşkünü…

Delirttiler COŞKUN’u:

SEVGİLİM KADINHANI!?.

_______________________________________

*Tahinli: Un, maya, margarin, tuz ve tahin karışımından elde edilen, yöreye özgü bir gıda. Özellikle Ramazan Ayı’nın gözde tatlısı.

*Toyga Aşı: Özel gün ve düğün çorbası. Yağ yada yoğurt suyu, döğme buğday, kuru nane ve tereyağı soslu yöre çorbası.

39

GÜLÜM (1994-Etimesgut, ANKARA)

Kaderimdir, yükseklerde oturur,

Çok işimi başlamadan bitirir.

Tutar beni binbir derde götürür,

Sonrasını, şu feleğe sor gülüm.

İki dilim kuru ekmek, çayım var.

Söyle benim nerde emmim dayım var?

Dert Dağı’nın yamacında köyüm var,

Adresimi, o feleğe sor gülüm.

Fuatiyim bardağımı doldurmam.

Fakir sofram bekliyor bak kaldırmam.

Geldiğini kimselere bildirmem,

Sırlarımı, o feleğe sor gülüm!

40

YİNE BU HAREKET, YİNE BU DAVA.

Kutlu sabahlara doğacak güneş,

Yine bu HAREKET, yine bu DAVA.

Zaferler görecek, fetihlere eş.

Yine bu HAREKET, yine bu DAVA.

Çığ gibi büyüyor, çığ gibi inan.

Bir gençlik geliyor, tığ gibi inan.

Kökleri mazide dağ gibi inan:

Yine bu HAREKET, yine bu DAVA.

Beklenen şafaklar elbet sökecek.

İman burçlarına sancak çekecek.

Türk Asrı’na Türkçe, nurlar saçacak:

Yine bu HAREKET, yine bu DAVA!..

Bütün umutların bittiği yerde,

Milletin canına yettiği yerde,

O, en son ocağın tüttüğü yerde:

Yine bu HAREKET, yine bu DAVA.

41

Beşinci Mevsimiz, Dördüncü Cemre…

Göbekten bağlıyız biz kutlu emre…

Sığmadı, sığmaz da birkaç yüz ömre!..

Yine bu HAREKET, yine bu DAVA.

Yesevi’den beri, Ocak’ı tüten:

Turan, üç kıtada müebbet vatan!

Dünyaya şeref, şan, ihtişam katan…

Yine bu HAREKET, yine bu DAVA.

Türkçü isen özünü ilimle doldur,

Ne sağdır gardaşım, O, nede soldur…

Türk Milleti için dosdoğru yoldur:

Yine bu HAREKET, yine bu DAVA.

Atsızlar, Türkeşler benim liderim,

Onlar gitti, izlerinden giderim…

Kutlu Emanettir, hürmet ederim:

Yine bu HAREKET, yine bu DAVA.

42

“Ölmez!” demişti hep, arif ozanlar…

Fuati, derdinden, arifler anlar:

Birleşmeli artık etler, tırnaklar!

ÖLMEZ BU HAREKET, ÖLMEZ BU DAVA.

43

FRANSA MEKTUBU-2006

Yediği hurmaları tane tane saydım ben,

Tepkimi Fransa’ya bakın nasıl koydum ben,

Niyet ettim önce milli vicdana uydum ben:

Endülüs, Engizisyon çok hatan var şaşırma,

Çek elini tarihten sabrımızı taşırma…

Protestandır diye öz halkına kıydın sen,

Kızılırmak bu akan Ren Nehri mi sandın?

Pavia Mektubu’nu müzene mi koydun sen?

Türk, yine bildiğin Türk!.. Kafamızı şişirme:

Çek elini tarihten sabrımızı taşırma…

Niğbolu önlerine iki koldan gelmiştin!..

Çabuk unutuyorsun, büyük bir ders almıştın!

Yüzbin düka fidye ile Jan’ı, kurtarmıştın…

Aslan Yürek Fransız, çek kararı şaşırma:

Ayranlar kabarıyor, sakın ola taşırma.

Hatırlarsan sen Akka’da yarım kalmıştın,

Ermeniden evvel, Rum’a kale olmuştun,

Son dersi Antep’de Şahin Beğ’den almıştın!

Tarih Fransızı böyle yazıyor şaşırma:

Sütçü İmam oluruz, sabrımızı taşırma.

44

Fuatiyim biz unutmadık dünleri…

Sen çabuk unuttun Osmanlıyı, Hunları!

Biz yazdık, sen de yaz, bir tarafa bunları:

Diaspora aklıyla, tarih yazıp şaşırma…

Tarih, belge demek… Sabrımızı taşırma.

45

DESTAN J

Börteçine derler, bir Bozkurt vardı:

Bu Bozkurt’un otağı, Ergenekon kadardı!

Boz yeleleri alev alevdi kurdun…

Örsünden geçmişti pençeleri Davud’un!*

Hür sesiyle titrerdi hep, dağ, vadi.

Yatağına birgün, bir çakal çıka geldi…

Dişi çakalın o çok güzel gözleri,

Büyüledi Bozkurt’u, pek güzeldi sözleri.

Çelik pençeleri eriyince kurdun,

Mucizesinden eser kalmadı Davud’un.

Meğer İblis çakallaşıp Otağ’a…

Girmişti sinsi, soyunmuştu yatağa!..

……………………………………………….

……………………………………………….

Çekilince pençeler elden ayaktan,

Titredi Bozkurt, çıktı hemen yataktan.

Kurt feryadı Korkut Ata* işitti:

Korkut Ata, Türk Tarihi ile yaşıttı.

Atam anladı ki çakal, çakal değil, çaşıtdı*.

46

Hanım Hey…

Görelim Mevla neyler?

Neylerse, güzel eyler.

Dişi çakal, dedi… Aşıp, küfür seddini.

Bildirmek istemiştir, bu bozkurda haddini!

Aldanmadı fakat kurt, çaşıt prensese…

İbret oldu bu destan, Türklerin Cümlesine.

Hanım Hey…

Görelim Mevla neyler?..

Neylerse güzel eyler.

Korkut Ata el açıp Allah’a,

Kut diledi Bozkurt’a, çıkdın diye felaha!

Görklü Rabbim, af buyurup, kut verdi.

Azla yetinmeyip hem, kat kat verdi.

Kat kat ordular, yeryüzüne dağıldı…

Kurt soylular alemde, hiç şükürsüz değildi.

“Şükür” dedik te Türkler,

Hüda niğmet artırdı.

Türk’ün kusurunu, meleklere örttürdü.

Peygamber de övünce tastamam:

Ozanlar sustu, oldu zira söz tamam.

Davası Türk’ün, İlayı Kelimetullah:

Ey, TÜRK MİLLETİ!

Her daim muzaffer eylesin, seni ALLAH.

47

AYRILIK VURGUNU

Hasret kaldım gonca gülün hasına,

Dayanır mı yürek onun yasına?..

Ben ölürsem mezarımın başına:

Yediveren dikin, taşlar utansın.

Hasret yazan kalemler hep yanıyor,

Kan yazısı taşa yazsam kanıyor,

Aşk, ateştir yüreklere konuyor…

Yanmayı bilmeyen kullar utansın!

Kıyma sakın, bir aşk ile yanana,

Rahmet okut sen, anana-babana…

Yandım ayrıldığım, günden bu yana…

Ellerime kıyan, hinler utansın!

48

BİZİM

( Öğretmen Asker, Piyade Komando Teğmen,

Sınıf ve Sıra Arkadaşım:

Şehid, M. Ali KÖRÜKÇÜ’ye…)

Ne susuyorsun Türk Milleti? Uyuma, uyan!

Kimdir biliyorsun askere, sivile kıyan…

Kimseye dayanma: İlme, akla, Hakk’a dayan!

Yurt senindir, evlat senin, can senin…

Oluk oluk akan, taze kan senin.

Bir kefen kurumadan, ıslanırken öteki,

İmralı’dan, vatan kurtarıyor, caninin teki!

Bu kafayla gidersek, yaşanan ne ki?

Tartıdaki vicdan senin, can senin…

Oluk oluk akan, taze kan senin.

Olmaz denen, oldu bak… Siyasallaştı işte!

Türkün olan onca hak, tanındı birkaç puşta!

Yafta beklerken boynunda, saltanatı koğuşta,

Süren terörist başı, giden can senin…

Oluk oluk akan, taze kan senin.

49

Kalemimin yüzsuyu dökülürken edepli,

Demokrat kesilmiş, eskitüfek DEP’li…

Kimi Kongra-gel, kimi PKK, kimi HADEP’li,

Eşkiyalar vekil oldu, giden can senin…

Oluk oluk akan, taze kan senin.

PKK’nın kökü, kazınmıştı bir ara…

Boş buldular meydanı,KADEK’lendi manzara.

Dağıldı: Şehir, köy, mezra. Mehmetcik dağlara!..

Ramazan Ayı’nda, eşkıya avında, can senin…

Oluk oluk akan, taze kan senin.

Çanakkale’de ödenen kan diyeti yetmedi…

Yedi Düvelin ordusu bitti, kini bitmedi!

Masa başında şimdi, kimse bunu yutmadı:

Irak’tan ithal ettik, giden can benim.

Oluk oluk akan, taze kan benim!

Dilerseniz APO’ya, methiyeler düzelim!..

“Sayın!” oldu nasılsa, birde destan yazalım!

Unutup şehitleri: Başı, eğik gezelim!

Olur mu be milletim… Giden can bizim…

Oluk oluk akan, taze kan bizim!

50

Terör varsa bir yerde, Anti-terör timleri…

Kurmalı bu yerin, en kurmay beyinleri!

Yoksa şayet, o zaman: Halkın, en sivilleri!

Bitirmeli bu işi…Giden can benim…

Oluk oluk akan, taze kan, benim.

Fuatiyim, demem şudur: Dur artık!

Perdedeki oyun yaman, bunu gör artık…

Dünya, bizi izliyor… Kabuğunu kır artık!

Yurt bizimdir, evlat bizim, can bizim…

Oluk oluk akan, taze kan bizim.

51

MAİ VE YEŞİL!

Çınarlar ekmişim Ata yurduma,

Köknarlar dikmişim Ata yurduma,

Bayraklar çekmişim Ata yurduma,

Sev, koru ormanı, yurdun şenlensin.

Ağaçlar kolkola: Gürgen, çam, meşe…

Muhtaçtır onlar hep, suya, güneşe!

Yeşil, yurda sağlık,huzur ve neşe…

Sev, koru ormanı, yurdun şenlensin.

Kıyamet koparken, elinde fidan,

Varsa dikmelidir, Rasul’e uyan:

Mahşerde, şehadet edecek, inan…

Sev, koru ormanı, ruhun dinlensin.

Duaya durmuştur, en ince dallar…

Selviler rukuda, kakülün sallar…

Secdeler Mevla’ya, hamd-ü senalar!

Sev, koru ormanı, birin binlensin.

52

Fuati, yeşil ile mai aşkın,

Bakmazsan dağ olur, uyan a şaşkın…

Olsun diliyorsan cennette köşkün:

Sev, koru ormanı, dağlar şenlensin.

53

GÖKÇE TÜRKÜ

Gökçe yurdun kalesiyim,

Ben, atamın balasıyım!

Düşman… Başın belasıyım!..

Hür geldim, hür kalacağım:

Türk doğdum, Türk öleceğim.

Göğde, gökçe yaprak benim,

Yerde akça toprak benim,

Ay-Yıldızlı bayrak benim,

Hür geldim, hür kalacağım:

Türk doğdum, Türk öleceğim.

Minaremde hakça Ezan,

Elde kalem, gökçe ozan,

Her kelamı Türkçe yazan,

Fuatiyim kalacağım:

Türk doğdum, Türk öleceğim!

54

BİTTİ BU OYUN (AŞK FENADIR-2004)

Başı sıkışanlar Amman’a gider,

Hastalar tabibe dermana gider.

Yolbaşçıyım yolum ummana gider…

Bülbülü gülünden eden namerttir:

Sevenlere mekan elbet cennettir.

Ustası dururken, yamağa vardın…

Peygamberi yordun, Ali’yi kırdın.

Ebu Bekir, Ömer, Osman hep dargın!

Bülbülü gülünden eden namerttir:

Sevenlere mekan elbet cennettir.

Bilmez misin uzak attığın taşlar,

Döner gelir birgün başında kışlar.

Koskoca filleri devirdi kuşlar!

Bülbülü gülünden eden namerttir:

Sevenlere mekan elbet cennettir.

55

Vakitli vakitsiz söyleme yani,

Şakası hiç olmaz bu dünya fani,

Senden evvelkiler nerede hani,

Bülbülü gülünden eden namerttir.

Sevenlere mekan elbet cennettir.

Fuati kül oldu bilmezsen bilme!..

O yandı peşinden bir de sen gelme!?.

Eller gülsün bana n’olur sen gülme…

Cehennem narına eğmişiz boyun:

Eridi cevherler bitti bu oyun!

56

“N” BİLİNMEYEN?

Muhtemelen dokuz kez,

Akıbeti meçhulce sevdalandım!

Eee, gönül bu… Ferman dinlemez.

İmkansıza tutuldum, yandım.

Ne bileyim aşk, imkansız olandır sandım…

Mükerreriyete yürek alıştı,

İhtimallerle, aklım karıştı.

İmkansızlık, imkamlar dahilinde…

İmkansızlıktan imkanlanmaktı!

İnandım…

Kandım…

Yandım!

Fakat durmadı aklım, yüreğim…

Çalıştı.

Vee her defasında aşka,

İnanın, çeyrek kalmıştı.

Bir göz kırpıp, geçerken EROS*un…

Oklarıyla vurulamadım!

Yazık.

Ben ki aşk perisini,

Hep ıskaladım.

Ne o beni aradı Hıdrellez Sahilinde,

Ne ben ona rastladım, bir başka yerde!

57

Belli ki aşk, mitoloji kadar yaban…

Keloğlan kadar şanslı,

Nasreddin Hoca kadar sivri,

Mecnun kadar aşık…

Yani tarih kadar kuralcı:

Felsefe kadar karışık!

“N” bilinmeyenli denklemi matematiğin.

En mağrur normist,

En usta ekonomist…

Ve…

Galiba, en nankör kedi!

Yahu bunca sevenim olsaydı benim.

İçlerinden en seveni, seçermiydim?

Elbette sevdiğimi seçerdim.

Belki Aristo’nun kuramlarından,

Aristotales’e geçiş…

Eflatun’un dogmalara bakışı,

Freud’ca bir boşveriştir aşk!

Belki de ben, bizzat aşka aşığım!

58

Baharda açmış bir çiçek

Kanat açmış bir kelebek

Kozasında bir böcek

Simyası bozulmuş bir gizem

Kimya labaratuarındaki fanus

Fanuslanmış bir beyin.

Hemde yüzde azı çalışan bir beyinle…

Aşkın içinden çıkmak.

Sevdasında olanların yarım aklı

Bir iyice karışsın.

Karışsın ki aşıklar rahat etsin.

Yine de herkes için, küçük bir ipucu:

Materyalist bir ide,

İdealist bir materyal…

Arasında, seçimdir: Aşk!

“N” bilinmeyenli…

Aşk, işte: BU’dur!

59

NASIL BAYRAK OLDUK BİZ!

( 1994 Yılında Yitirdiğim Babam, Dava

Arkadaşım Lütfi ÇOŞKUN Bey’e…)

Mevla’m Türk’ü destanlarla sözlemiş,

Muradını, Gökbayrak’a gizlemiş,

Al eyleyip, Ay-Yıldızla süslemiş,

Tanrı Dağları’nda bayrak olduk biz.

Gök kanatlı atlar doğdu İsi’den,

Semerkand’dan, Buhara’dan, Yesi’den,

Feyiz alıp geçti Türkler, Asi’den…

Yemen Çölleri’nde bayrak olduk biz.

Aldırmazdık çakallara, kelplere…

Umut tohumları ekip, kalplere:

Tuna Boyları’ndan geçip, Alplere!

Roma önlerinde bayrak olduk biz.

60

JNİNNİLER VE ANNELERJ

(Annemin Şahsında, Bütün Annelere

2010 Anneler Günü HEDİYESİ…)

Ninnilerle uyuttun,

Şiirlerle avuttun,

Destanlarla büyüttün:

Beni annem, beni beni…

Aramıyor, sormuyorsun…

Gözlerimde tütüyorsun,

Ciğerimden, tutuyorsun…

Beni annem, beni beni.

61

BİR DÖRTLÜK(!)

Hızlı çıktı trenleri,

Tutmadı hiç frenleri,

Atlantis Kıt’ası gibi…

Battı işte neonları.

62

İTİRAF EDİYORUM!

( Resimlere baktım, herkes oradaydı, SEN!..)

Türküm, Türkçüyüm, Atatürkçüyüm…

Ne olmuş yani: Milliyetçi, inatçıyım!..

Ne derviş, ne molla, ne tarikatçıyım.

Ondan biraz benim, başım ağrıyor!

Hangi hatır için, hangi çiğ tavuk…

Yenecek bilmiyor, bunlar hep lavuk.

Sarık olmayanı, başıma kavuk…

Ettiler, az benim, başım ağrıyor!

Saltanat pastası, çıkar üstüne…

Bilmiyorum feleğin bana kastı ne?

Başlatmayın Türkten başka dostuna.

Başlattılar benim, başım ağrıyor.

3 MAYIS 1994 TÜRKÇÜLER BAYRAMI 50.YIL KUTLAMALARI-BEYKAVAĞI

KADINHANI-KONYA-TÜRKİYE.

63

N’OLDUN

Bilirim bilmezden gelişim niye,

Düşündün mü sen hiç kafa yordun mu?

Halk içinde yalnız kalışım niye,

Gelipte bunu sen bana sordun mu?

Cürmün kadar yeri yakamaz oldun,

Kor sandın kendini yakamoz oldun!

Ay iner sularda, raks eyler gözüm…

Görenler yakamoz, diyorlar buna.

Gün batar geceye gün doğar gözüm…

Balıklar bakamaz, diyorlar buna.

Cürmün kadar yeri yakamaz oldun,

Kor sandın kendini, yakamoz oldun!

64

BİZİM ALİ

En gür ormanların kara çalısı,

Bizim Ali köyün meşhur delisi,

Pazartesi bilmez, yoktur salısı…

Çarşamba çarşafa dolandı kaldı.

Anlarsa sözümüz onadır aman,

Bizim Ali yakar yorganı hemen…

Perşembe perişan, cumalar duman:

Bir tek gün tanırdı, o da bayramdı!

Duymasın kulağı, görmesin gözü,

Volkan olup kaynar, yüreği, özü…

Ali bu vatanın, mertçe son sözü:

Fuati pazarlar, Ali’ye kaldı!

65

SENFONİ

(Aşık, Aziz BÜYÜKBAYRAM’a.)

Aşk kapını çalınca,

Sen hep beni yorarsın!

Bir gün ara verince,

Başka dostlar ararsın!

Dost dost diye yorulma,

Maşuk’tan has, dost olmaz…

Doğru söze kırılma:

Her kıllı kürk post olmaz!

Eşek için anırmak,

Büyük zevktir, söz dinle…

Eşeğe sır verdin bak:

Susmaz artık, caz dinle!

66

İKİ CİHAN GÜNEŞİNE

Sarıçiçek bahçesinde,

Kırmızı bir gül idin SEN…

Şu Berzahın ötesinde,

Övülmüş tek, kul idin SEN…

Balda yoktur SENİN tadın:

Muhammed Mustafa adın!

(Kadınhanı-2002)

Baş, baştır… Ayakta, ayak!

Şairin: Bir bildiği var, muhakkak.

Hakk Aşıkı her ateşte:

Yanıyorsa: Durma!..

Beni hemen yak.

(Kadınhanı-2010)

67

VURURDUM SENİ

Aşkın ateşine düştüğüm çağda,

Nasıl da kimsesiz bıraktın beni,

Öfkemin önüne geçen bu sevda,

Olmasaydı eğer, vururdum seni.

Bilsem halel gelmez, kutlu sevdaya,

Türk için, Türke göre büyük davaya,

Yılan olup girsen, taşa, kayaya:

İninde bulur, vururdum seni.

Fuati: Davanın kulu, kölesi…

Serde Bozkurtluk var, Bozkurt Töresi:

“Dur!..” Demeseydi, vallahi neresi,

Olursa olsun, vururdum seni…

68

ÖYLESİNE, BÖYLESİ!..

Sakala göre tarak, malum gerisi!..

Bugün de böyle geldi, ilham perisi.

Siyasete soyunmuş, puştun birisi…

Buna fırsat verenlere, yuh olsun.

At izi, it izi… Bağlamaz bizi,

Bugün var, yarın yok: Pembe dizi!

Gökbayrak’ın altında, unutup bizi…

Koltuk, alıp-satanlara, yuh olsun.

Ustamı soruyorlar: OZAN ARİF!

Adam gibi adam, hemi de herif…

Karı gibi kıvıran, şu maarif:

Sultan olsa, vezir olsa… YUH OLSUN!

69

KÖPEĞİN DUASI…2008-Antalya.

Mübarek Kadir Gecesi, Antalya’da…

Kızıltoprak’tan çıkıp, şöyle Kepez’e,

Attila’nın Cenneti, Attala’ya baktım da:

Başbuğun Vezirleri, bu beldeyi cennete!..

Nasıl benzettiler… Anlayamadım.

Fatih Cami’inde kıldım, yatsıyı, Teravih’i:

Üçgen’den geçip geldim, görmek için tarihi.

İtalyan çizmesi altından bir Türkmen Beğ’i,

Kara Ali Efe kurtarmış, Antalya’yı.

Kepez Mevkii, Belde’nin, stratejik yeridir!

Kara Ali Efe’nin meskeni,

Meskenlerin SERİDİR!

Baş olmak, çile… Çile, yiğit nişanı.

Biraz evvel camide, dinliyorken imamı,

Gayrı ihtiyari duydum, mırıldanan adamı:

- Köpeğin duası kabul olsa!..

Ben burada olmazdım. Babam Almanya,

Ben burada kalmazdım.

Almanya’da olsam, zorla namaz kılmazdım.

Gavur dediklerin, içimizde, burada,

Kimi Kale İçi’nde, Kimi Lara’da…

Onlar, burada bile bir arada!

Biz, camide bile ekonomik sırada.

70

Bırak Hoca masalı…

Oturduğun yerden bakıver:

Bizim kasap burada mı?

Tövbe Estağfirullah çekip:

Anlamaya çalıştım, adamı.

Diyordu ki aslında,

Herkes şunun farkında!

Koyun can, kasap et derdine düşeli…

Abdest, Namaz bozuldu…

Şimdi herkes sivri, artık her şey köşeli!

Antalya: Nasıl kalsın!?.

Cennet gibi, neşeli?...

Hasılı serip ceket,

Üstünde, iki rekat…

Kılıp, indim Kepez’den.

Antalya, Antalya olalı…

Kötü söz duymadı,

Duymaz benden.

NOT: Bu şiir 2001 yılında yaşanmış ancak, soraki yıllarda, ara ara kaleme alınmıştır.

Unutmadan Kara Ali, Konyalı bir Türkmen-

dir.

71

KIYMETİNİ BİL

(Ciğerparem Kızım, İ. SILA’ya.)

Gül goncadan derilmez,

Mana gözle görülmez,

Türk-İslam Töresi’dir,

Mala değer verilmez…

Gül olacak yaştasın,

Sevilecek kumaştasın,

Aklımdasın, baştasın,

Her sarıktır, sarılmaz!

Bahçıvana sordum ben,

Güllerini derdim ben,

Ehillerde gördüm ben,

Her sır vardır, sorulmaz!

Kimse bilmez ne gördüm,

Bunca yıl boşa durdum,

Koyun değil ben Kurdum,

Kurttan kuzu sorulmaz!

72

Fuati demem şudur:

Benim olan töre budur!

Yaydan çıkmış bir oktur:

Bundan böyle durulmaz!

73

MEVLEVİCE

Ben, sevimli keratayım(!)

Şu dünyanın süsüyüm,

O Havva’nın nesiyim?..

Bilmeceyim, çözün beni…

Çalışarak kazanan,

Her gün baştan bezenen,

İnsan kere, insanım ben:

Gelin baştan yazın beni…

Topla, çıkar, böl işte…

Ferasetle dol işte…

Ne olursan GEL işte:

Ezerseniz, ezin beni.

74

KAÇIŞ YOK

Her can ölümü muhakkak,

Bin yıl geçse tadacak,

Bu dünyaki, bir ilk durak,

Musallaya varılacak.

Saltanatın batıyorken,

Sen toprakta yitiyorken,

Bir gün daha, bitiyorken,

Dalkınına durulacak.

Derken oyun biter böyle,

Ne yaptınsa durma söyle,

Fuat, kasılma sen öyle,

Zor hesabın, görülecek.

75

BİZİMDİR BİZİM

Ocaklar hep ateş ister, köz ister.

Eğri girmez o ocaklar düz ister!

Töre bilen oğul ister, kız ister…

Yürü gardaş, yürü… Dünler bizimdir!

Mayıs, Eylül, Temmuz… Aynı, bak işte!

Bozkurtların, dostu yoktur, yok işte:

Düşman dersen, her tarafta, çok işte.

Yürü gardaş, yürü… Haller bizimdir!

Fuat der ki: Bu uğurda vurulsak…

Emekleri zai edip, sır olsak:

Ola ki biz: Albayrak’a sarılsak:

Şanlar sizin, yürü… Canlar, bizimdir!

76

SELAM OLSUN

Geldik işte gidiyoruz,

Kalanlara selam olsun.

Hakk Davası güdüyoruz,

Bilenlere selam olsun.

Olmak vardır özümüzde,

Olanlara selam olsun.

Aşk damlası gözümüzde,

Görenlere selam olsun.

Özürler Hakk’a havale,

Soranlara selam olsun.

Gönüllere hale hale,

Dolanlara selam olsun.

Nice Aşık Yunus vardır,

Soranlara selam olsun.

Onda öze dönüş vardır,

Saranlara selam olsun.

77

Deste deste gül eyledik,

Postalara selam olsun.

Engelleri düz eyledik,

Alanlara selam olsun.

Hal söylerken Allah diyen,

Kelamlara selam olsun.

Başlarken Bismillah diyen,

Kalemlere selam olsun.

Çalab sözünü söyleriz,

Duyanlara selam olsun.

Ehl-i Sünnet yol eyleriz,

Girenlere selam olsun.

Bütün secdeler Allah’a,

Kılanlara selam olsun.

Fuati çıktım felaha,

Duranlara SELAM OLSUN!

78

EYVALLAH

(Kur-an Kursu Hocam, İsmail ÖZDEMİR’e.)

Doğrular mahşerde söylenecek olsaydı eğer,

Bir tek doğru söylemezdi peygamber.

Biliyorum ki, tek eğrisi olmayan padişah…

Dünya satrancında bize demiş: Uyan!..Şah!

Şahları mat olmuş vezirler, atlar, filler var…

Kaleleri perişan piyonlar, adi kopiller var.

Bitmiş oyunlardan ders almalı hasılı beşer.

Keşke demeden evvel, uyanmalı birer-beşer.

En doğru söz, en doğru hamledir, en önce:

Kim söylerse kazanır, Ahreti o gönlünce.

Demeseydi Kur-an, Firavunu yuttu Kızıldeniz,

İnanması zordu!... Musa’dan sonraki nesiliz.

Mahşerde Muhammed: Ümmeti, diye ararken

Hangi yüzle koşacağız?!. Bilmem O’na erken.

Hala mı duymuyorsun Ey Ümmet!!!

Şah diyor, Şah…

“EYVALLAH” diyelim hadi,

Belki, affeder ALLAH.

79

DEV GİBİ SEVDİK BİZ

(Eşim Sabiha ÇOŞKUN Hanımefendiye.)

Huri gibi, aşkım var,

Muhabbetim, meşkim var,

Yüreğinde köşküm var:

Dağ gibi, dağ gibi, doğduk biz…

Dev gibi, dev gibi sevdik biz!

Oğlumuz yiğit soylu,

Kızımız, şirin huylu,

Coşkulu, coşku dolu,

Tığ gibi, tığ gibi beyiz biz:

Çığ gibi, çığ gibi soyuz biz!

Fuati bak toyumuz,

Kut almış çok soyumuz,

Osmanlıdır Kayı’mız,

El ele, elele verdik biz:

Her zorluğu, yendik biz!!!

NOT: Ailemin Kurtuluş Savaşı’nda sırtında

bebeğiyle, bu çağda, sokak çeşmesinden evi-

ne su taşıyan, N fedakar anne ve cefakar eş!

Örnek Türk Kadını. Binlerce teşekkür.AFC

80

YİNE GEL

Altı teldir inler durur sazında,

Kor ateştir yanar durur özünde,

Yalnızlıktır, nemli, iri gözünde…

Paylaşırım, durma yine, yine gel.

Biz aşığı gözlerinden biliriz,

Özleyende arar onu buluruz,

İster ise yollarında ölürüz,

Durma güzel, durma yine, yine gel!

81

AŞKLAR YEŞERSİN

Sevda çöllerinin varisiyim,

Gurbet dağlarının delisiyim,

Leyla ırmakların kıyısıyım,

Koyun kollarımı, güller yeşersin.

Bağrı yanıkların koyusuyum,

Kuruyan dalın sarısıyım,

Mecnun olamadım, yarısıyım,

Görün hallerimi, allar yeşersin.

82

KAPTANLAR VE FARELER

Doğrusu mahşer için,

İşleri hep şer için,

Ne kaptanlar gördüm…

Rotası kaşar için!

Peynir yüklü gemiler,

Tayfaları, iniler…

Ne kaptanlar gördüm,

Pusulası hep kiler!

Fuat Kaptan der işte:

Rotamız bak, bir işte…

Ne kaptanlar gördüm,

İşi hep kaşar işte!

83

CANDAN SÖYLE

Nefisleri aşıp gelen,

Can özünden taşıp gelen,

Ümmet diye koşup gelen,

Bu ses, bu söz kimden ola…

Kimden ola, kimden ola!?.

Söz söylersen, candan ola.

Her engeli düz eyleyen,

Geceyi gündüz eyleyen,

Her an ümmetin dileyen:

Bu ses… Bu söz, kimden ola…

Kimden ola, kimden ola!?.

Sesler, sözler: Andan ola.

Fuat yürek volkan olur,

Nuru sana kalkan olur,

Olur, daha neler olur:

Sesler, sözler Andan ola…

Andan ola, Andan ola!..

Muhammedi candan ola.

84

MÜRŞİDİM KALBİMDE BENİM

(10.10.2010 Kadınhanı.)

Şu dünyanın türlü türlü halleri,

Ey Mevla’nın yol arayan kulları,

Peygamberin duada hep elleri,

Ol Mevla’dan, seni diler, duy beni.

Mürşid arayanlar, baksa kalbine,

Evirip çeviren var, almış kalbi eline!..

Sığınırsan Mürşidlerin Piri’ne…

Ol Mevla’dan, seni diler, duy beni.

Bu Fuati diliyor ki, Mevla’dan,

Koma bizi, bu dünyada sıradan!..

Nasib eyle Muhammedi Dua’dan:

Taa yürekten yakarışım, duy beni.

85

YA RABBİ…

Umutları yarınlara bağladım,

Yıldızlarla meşk eyledim, ağladım,

Şu nefsime düşman olup, çağladım…

Yollarım hep, sana çıkar, Ya Rabbi.

86

DUA

Saat yine sıfır bir, gel de uyu şu halde!

Düşünmezmisin, vatan, millet ne halde!?.

Varsın herkes uyusun, uyuyamam bu halde:

Uykusunda gönülleri, uyandır sen ALLAHIM.

Mazi mahzun, gece mahzun, ben mahzun…

Karanlık çile, yol: Uzun mu, uzun!

Aşığın Mevlana, Yunus yada Yavuz’un:

Sevdasında gönülleri, uyandır sen ALLAHIM.

COŞKUN derim be: Yat, uyu artık, ne olur!?.

Öl de, kurtul bu ara, ruhun huzur bulur…

Ölüm, korkutmasın seni, can: Bir, nur!

Nurunda gönülleri, uyandır sen ALLAHIM.

Not: Şiirlerle BEŞİNCİ MEVSİM kitabından

beğeni toplayan bir şiir.

87

YOK OLSUN, YOK!..

Susuz kalan güllerimden utandım,

Aç doyuran dünlerimden utandım,

Ok gibiyim hallerimden utandım,

Yok sayanlar bizi, yok olsun, yok.

Hak kalmamış, hukuk hepten karışmış.

Helal kalkmış, haram ile barışmış,

Hırlılar bak, hırsızlarla yarışmış,

Yok sayanlar bizi, yok olsun, yok.

COŞKUN sazım varım sözden ibaret,

Yaşlı gözüm zarım közden ibaret,

Yanar özüm, karım yozdan ibaret,

Yok sayanlar bizi, yok olsun, YOOK!!!

NOT: Şiirlerle BEŞİNCİ MEVSİM kitabından, beğeni toplayan,

bir başka şiir.

88

KAZIN AYAĞI…

Kadınhanı’ndan, canım hemşerim,

Rızık için Çorlu’ya gider…

Trakyalı nezaketen:

-Kızan, hoş geldin!.. Der.

Vay, sen misin bunu diyen…

Çeker bıçağı bizimki, adamı hacamat eder!

-Trakyalı mefta, Kadınhanılı sorguda:

Polis:

-Öt bakalım Keko… Der.

Vay, sen misin bunu diyen…

Atlar üstüne bizimki, polisi boğar!

-Polis mefta, sorgu yaman.

Komiser tutar kolundan, doğru savcıya…

Savcı sorar:

-Adın ne?..

-!!!

-Edem, adın ne?

Atlar bizimki savcının üstüne, savcıyı döver!

Komiser birkaç polis, zorla zabt-ı rabt eder.

Sorgusuz sualsiz birkaç yıl,

Öylece ceza çeker.

Aynı koğuşa birgün,

Bir Kadınhanılı daha düşer.

89

Yeni mahkuma sorar, mümessil:

-Hemşerim memleket nere?

-Kadınhanı der. Demez, evvelki…

-Durun, başka şey sormayın!

Demeye kalmaz, yeni mahkum,

Çullanır üstüne eskinin.

Durun derler, yapmayın!

Hele bi kendinize gelin.

Hemşeri, hemşeriye böyle yapar mı?

Deyince yeni mahkum:

-Vay, gardaşım!.. Demek Kadınhanılı’sın

Diye,

Sarılır kıdemliye.

Yahu biraz evvel, birbirinizi yediniz…

Dönüp birden gardaş oldunuz!

Bu ne haldir?!. Diye sorarlar.

Anlatır evvel ki…

-Bu, der… Yeni geldi…

Şimdi ben girmesem araya,

İnanın müebbet yer.

Gardaş benim : Başka şey!

Dediğim şeyi…

Başka şey anladı… Der!

Kıdemli anlatınca başına gelenleri…

Yenisi, haline şükreder.

90

Hasılı Kadınhanı’nda…

“Kızan” diye, ite derler!

“Keko” diye, cahile!

“Edem”, kötü sözdür,

“Başka şey” de öyle!

Eski mahkum, koğuşa:

-Anladınız mı, suçsuz niye yatarım,

Bildiniz mi, size niye çatarım?

Çünkü ben, KADINHANILIYIM!

Der.

Bu, kazın ayağı!..

Dır da, dır dır…

Böyle gelmiş,

Böyle gitmekte-dir!

91

YİRMİBİRİNCİ ASIR

Henüz daha ilk çeyreğine görmeden,

İnsanlık daha havasına girmeden,

Bin türlü bahane, binbir türlü neden,

İle gelen ki, asr-ı yirmibir şudur:

İlmi derya, boğulduğu, damla sudur!

Ay dolmuş durağı,gün afalladı,

Endüstri tutup, binyılları salladı,

Sülün gibi robotlar, hatunları solladı,

Söylüyorum hep, Asr-ı Yirmibir şudur:

İlmi derya, boğulduğu damla sudur!

Yazdığım mektuplara herkes gülüyor…

HADİSELER IŞIK HIZI İLE OLUYOR!

Sabahki çiçek, gün batarken soluyor…

Şaşıyorum dost, Asr-ı Yirmibir şudur:

İlmi derya, boğulduğu damla sudur!

92

Yaşlı gezegen Dünya dönerken böyle,

Yaşlı yıldızlar güya sönerken böyle,

Yoksullar zenginlere, söverken böyle…

Gülüyorum hey!.. Asr-ı Yirmibir bu’dur:

İlmi derya, boğulduğu, bir damla sudur.

93

SONSÖZ

Günahı ve sevabıyla, Şiirlerle BEŞİNCİ

MEVSİM adlı eserdeki hatalar ve eksikleri,

telafi ettiğimize inanarak, sizlere yeniden u-

laştık.

Her türlü eksikten münezzeh olan Allah’ın

izni ile, Hz. Muhammed (S.A.V.S)’in manevi

himmetlerinden güç alarak, yeni bir eser orta-

ya koymuş olmanın, hazzını yaşıyorum.

Dini, milli ve her türlü istismara olan düş-

manlığımı bilenler, kitabın yayımından önce,

elektronik ortamdaki sömürülere karşı alınmış

kimi tedbirleri, burada bulamayacaklar. O emek

hırsızları, çok akıllı olduklarını sanadursun, biz:

gerekli her türlü tedbiri önceden aldık.

Maksadım, elektronik ortamı yermek yada

birtakım olumsuzlukları dile getirmek değil, an-

cak: İlim, fikir, kültür ve sanat adına, gecesini

gündüzüne katarak üreten insanların, en büyük

sorunu, emeğinin karşılığını alamamaktır.

Bu kitapta okuduğunuz şiirler, daha önce internette yayınlandı. Okurlardan istirhamım

Bizim iznimiz olmadan, emek hırsızlığı yapan-

94

ların içine düştükleri durumu, görmeleridir. Ken-

dini, peygamber ilan edecek kadar aşağılık bir duruma düştüklerini göreceksiniz!.. Bütün bunla-

rı elektronik ortamdan daha çok gelir sağlamak a-

dına yapıyorlar. Sanatçı, şair, edebiyatçı!.. Üreten

insanların, birkaç hekır, Türkçesi: Elektronik Bil-

gi İstismarcısı ve birkaç site yöneticisinin akıl al-

maz, kazanç hırsıdır!

Buyurun, bu kitabı da çalın!

Değerli kitap ve şiirsever dostlar.

Yeni eserlerle sizlere ulaşmak dileğiyle…

Ali Fuat ÇOŞKUN+

Your rating: None Average: 5 (3 votes)